Akasya Ağacı


İki papatyaydı gözleri 
aklımda tuttuğum bahçelerde büyürdü  
kuşları emerdi duvarlar akşamları  
papatyalar ufka yürürdü 

bana doğru elleri kına tutardı 
geyikli gezerdi parmakları saçlarımda 
Kutsal Kitap'tan sahife öper gibi öperken başımı, 
bir ırmak koşar karşılardı dudaklarını 
tutuşunca güzel tutuşurdu 
bir cangıldı çünkü saçlarım 

paldır küldür geçerdi zaman önümden 
bir de bakardım ki harelemiş gövdemi 
ellerimden gürültüyle çıkardı tırnaklarım,
alnım genişlerdi birden 
ben yaralarımı överdim uluorta, o silerdi 
ben onun en çok bu huyunu severdim 

ne zaman yağmur yağsa kokun yükselir topraktan 
bir ağaç devrilir o zaman çocukluğumun üstüne 
bir kurt gibi ulur yüzüm kendine aynalardan
üşürüm, çok üşürüm, kan puslanır damarlarımda 

bir dövme gibi taşıyorum karanlığı sağrımda 
yokluğun karanlık, tuz gibi dağılıyor beynimde 
hangi pencereden baksam karanlık gözüme batıyor 
bir balık gibi çırpınıyor kalbim kafesinde 

bir akasya ağacıydı sevdiğim, yemin ederim 
tepeden tırnağa aşk kesilirdi dalları kesilince 
bir düşünce gibi tutardı güneşi yüzünde 
öyle ki sarı kokardı saçları 
otların uğultusunda duyarım hâlâ sesini
kelimeleri beğenmezdi çünkü çiçek dökerdi sadece 
bir akasya ağacıydı sevdiğim, bunu kimse bilmedi 

Atilla Akın
(Berfin Bahar Dergisi 2009/ Mahsus Mahal Dergisi)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder