Vurgusuz Kalmak


Yavaş yavaş yitiriyoruz yitirmek istemediklerimizi
kavîs çizerek dönüyor başlarımız bunalan omuzlarımızda
tadını arıyoruz ilk heyecanını sevilerin
hülyâlar çarpıyor bizi içimiz geçiyor
kabaran duygular sırtımızı dövüyor
dönüp bakmıyoruz bile
nefret ediyoruz çünkü gerçeğimizi anımsamaktan
kavramlarımız yetmiyor iniltilerimizi kavramaya
belli ki vicdanlarımız yoruldu
yaşamın kötürüm olagelmişliğiyle savaşmaktan
                                                 
renklerimizi sildiğimizden bunaldığımızdan bu yana
şehrin homurtusu uyandırıyor bizi
bir de bakıyoruz ki sabah olmuş
cildimiz buruş buruş saçlarımız geceden solgun
sulanmış söylevler gibi dökülüyoruz sokaklara

ince bir derecikken tabanlarımızı ıslatan kaygılarımız
cesaretle kolladığımız korkularımızla
aç bir ırmağa dönüştüren de bizleriz
tâ ki önüne katana dek bizi  aldırmadık
çarpa çarpa parçalandı kalbimiz bahaneden kayalara
fayda etmedi gönülsüz çırpınışlarımız

neye dokunduysak çoraklaştı
hedefine saplanmadı sözlerimiz
bir hayli yavanız yiğitlik çekileli aramızdan
alıntılar serpiştirip duruyoruz hayatımıza okuduğumuz kitaplardan
avuntu olsun diye adamlığımıza

yamaçlarında soluklanabileceğimiz serin kırlar yok artık
şehrin algısını emerek kısırlaşan kadınların
hiç kimseyle buluşturulmamış hırsı
yani çiçek dokunuşlardan utangaç ve ılık ürperişlerimiz
buluşmadı yazgımızla
her gün biraz daha sıcaktan kavruluyoruz.

yitirdiğimiz özlemidir
yaşamadığımız enfes çağların
zevki vardı tükettik
uzanıp kopardığımız düşsel meyvaların

suçluyuz
biliyoruz suçlandığımızı da
gebe sancısı, şiddetli sıtma, heybetiyle bulantı
karşılık gelmiyor işlediğimiz suçların affına


Atilla AKIN


Aykırı Edebiyat/2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder